Bugün kişisel bloguma abimle devamlı süregelen sonumcu tartışmamızdan sonra başlıyorum. Anlatma ve açıklama isteğimin günlük ilişkilerime zarar verdiğini fark ettim. Bunun için günlük çıkarımlarımı kaydetmeyi ve bu arzuyu bu şekilde daha az başka kişilere yansıtacağımı düşünüyorum. Çünkü bütün bu paylaşımlarımın dönütü beni genellikle üzüyor. Umuyorum ki bu aracın amacı, aktarım isteğinin bastırılmasından fazla bir şey ifade etmez benim için. Ama şu anda hissediyorum ki bunun okunması ve onaylanmasına içten içe ihtiyaç duymaya başladım bile.
Başka biriyle temasımdan sonra yaralanıyor olmam abimle sınırlı değil. Kantinde çalışan görevlinin bana tavrı bile sürekli, "acaba neden öyle davrandı?" düşüncesine takılı bırakıyor zihnimi. Ben ne yaptım? O nasıl cevap verdi? Acaba şöyle davransaydım daha tatmin olacağım bir tepkiyle karşılaşır mıydım?
İnsanlara taşan bir sevgiyle davranıyorum. Benim için dünyalara değer gibi, onlara sevgimi göstermeyi amaçlıyorum. Neyin ispatı ya da ne etki uyandırmaya, onlardan ne beklediğime dair kesin bir fikrim yok.
İçten içe onlara gerekenden fazla değer verdiğimi ve bu yüzden beni ödüllendirmeleri gerektiğini düşünüyorum.
Bunun çözümü için şu anda aklıma gelen en mantıklı hareket, daha kişisel olmayan tavırlar sergilemek. Benlikten uzak, sadece o anda gerekli olan alış verişi sağlayıp bırakmak. Düşüncelerim, dünyayı görüşüm, insanlara yaklaşımım çevreyle uyum içerisinde değil. Bu devamlı düzeltilme hali bende gerginlik olarak dönüyor.
Sürekli dış etkenlere bağlı yaşam tarzlarımızın, düşüncelerimizin değiştirildiğini konuştuğumuz bir zamandayız. Bir ürün sunan her olaydan, eğer sürekli yönlendirilme açısından etkileniyorsak o zaman bütün duyularımızı ve bütün alış verişi kapatıcak mıyız?